Temiz Kömür Masalı

21. yüzyılda halen kömür santrallarına yatırım yapmış, kömüre bel bağlamış şirketler var. Aynı zamanda bu şirketlerin içli dışlı olduğu devletlerin dünyanın her yanında kömür santralları için lobi yaptığını da görüyoruz. 

Kömür lobisi, ellerinde yatırımlarını kurtaracak gerçekler kalmadığı için kömürün tanıtımına, imaj çalışmalarına yatırım yaparken bizlere durmadan masallar anlatıyor.

Tüm dünyada kömür kelimesinin geçtiği her yerde rastlayabileceğiniz en yaygın masalların başında ise “temiz kömür” masalı geliyor. Kömürün önüne “temiz” ifadesini koyarak baştan kirliliğinin itiraf edildiği bu masalda, kömürün insan ve doğa sağlığına zararı olmadan kullanılabileceği bir ninni misali kulaklara fısıldanıyor…

Bu masalcılar -yani kömür lobisi- kömürün hazırlanması ve kullanımında çevresel etkileri minimuma indiren, verimliliği ve katma değerlerini artıran teknolojilerin var olduğunu ve bu teknolojilerle kömür üretiminin “temiz” bir biçimde yapılabileceğini iddia ediyor. “Bu teknolojilerle kömür kullanımından kaynaklanan emisyonları ve atıkları azaltıp, birim ton başına elde edilecek enerji ve ürün miktarını artırmak mümkün olmaktadır.”

Masala göre iklim değişikliğine neden olan CO2 emisyonları ve hava kirliliğine neden olan partiküller bu teknolojiler ile etkin verimli bir biçimde yapılabiliyor. Masal ilk açığını burada veriyor. Aynı Hansel ve Gretel masalındaki, pastadan evde oturan kötü kalpli cadı gibi…

Kömürün sadece atıklarına odaklanan temiz kömür teknolojileri argümanında, kömür üretiminde ve kömürden elektrik üretimi sırasında toprağa, suya ve havaya verilen zararlardan bahsedilmiyor. 

Kömür endüstrisinin temiz kömürden bahsederken bile “verimlilik” ve katma değer gibi ifadeler kullanması da endüstrinin önceliğinin sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik olmadığını gözler önüne seriyor. 

Diğer bir yandan kömürden elektrik üretimi verimsiz bir yöntem. Tipik bir kömür santralı sadece %34 verimlilikle çalışıyor. Yani 10 kg kömür yakıyorsunuz, 10 kg kömür eşdeğeri CO2 emisyonu üretiyorsunuz ve sadece 3.4 kg kömür eşdeğeri elektrik elde edebiliyorsunuz.

“Bu Kömürü Yakmaları Lazım!”

Kömür santralı sahiplerinin, kömüre yatırım yapmış yatırımcıların, elinde verimsiz de olsa kömürü olanların “temiz kömür” hayal etmeleri son derece anlaşılabilir bir şey: Elde yakacak bir sürü kömür kalmış durumda! Ama sorun, ortada bu hayalin gerçek olabilmesini sağlayacak teknolojik altyapının var olmaması…

Kömür santrallarında sülfür oksit, azot oksit ve PM 2.5 gibi gazları tutmaya yarayan filtre teknolojileri bulunuyor. Ancak, Türkiye’deki yakın zamanki tartışmalardan da anlaşılabileceği üzere, kömür santralı sahipleri bu teknolojileri kurmak istemiyor, hatta ve hatta her seferinde bu tür adımların ertelenmesini talep ediyor. Ayrıca bu filtreleri doğru ve etkin bir biçimde kurmak oldukça maliyetli ve verimsiz kömür işletmeciliğinin giderlerini daha da artırıyor. Bu durum aynı zamanda yeni santrallar için de geçerli.

Üstelik bu filtrelerin kurulması ile santralların yarattığı gaz kirliliği de tam olarak son bulmuyor. Kömür santralları yerelin havasını kirletirken, dünyanın ateşinin de yükselmesine sebep olan karbondioksit emisyonlarının başlıca kaynaklarından birisi. Kömür üretiminde, işlemede, taşımacılıkta ve tabii ki enerji üretiminde, her aşamada, iklim değişikliğinin birinci nedeni olan CO2 emisyonları ortaya çıkıyor.

Beyaz Atlı Prens Bir Türlü Gelemiyor!

Temiz kömür masallarında çoğu zaman “beyaz atlı prens” rolü verilen “karbon yakalama ve depolama” teknolojilerinin sorununun, sektörün yaptığı temiz kömür tarifi sınırları içerisinde çözülmesi mümkün değil. Yaklaşık 30 yıldır konuşulmasına rağmen, henüz bu teknolojinin kullanıldığı büyük ölçekli “tek bir termik santral bulunmuyor.” Bu teknolojiyi savunan Küresel Karbon Yakalama Enstitüsü’nün raporuna göre 2020 yılında işletmede olan karbon yakalama sistemlerinin kapasitesi yıllık 40 milyon tondan daha az. Üstelik bu rakam çimento gibi sektörlerdeki tesisleri de içeriyor. Kömür santrallarının yaptığı yıllık CO2 emisyonu ise 15 trilyon ton. 

Kömürün Karası, Suyun da Düşmanı

Temiz kömür masalının gerçekle uyuşmayan yanları aslında saymakla bitmiyor. Bunların başında da kömür ekosistemi ve kömürden enerji üretiminin inanılmaz su sarfiyatı geliyor. Gezegenin iklim kriziyle birlikte en acil sorunlarından biri haline gelen su, kömürden enerji üretiminin hemen her aşamasında inanılmaz bir yoğunlukta kullanılıyor. Sadece kömür santrallarında soğutma aşaması için kullanılan su miktarı bile dudak uçuklatacak cinsten. 520 MW’lık tipik bir kömür santralının soğutma sistemi bir günde 1,1 milyar litre suya ihtiyaç duyuyor. 

Bunun dışında, kömürün yıkanmasında, işlenmesinde ve devamında ise kömür küllerinin atılma süreçlerinde suya ihtiyaç duyuluyor. Kömür santralları için yapılan bu “temiz kömür” masallarında bu konulardan hiç bahsedilmiyor. Kısaca, filtre de takılsa, kömür santralları sahipleri ağızlarıyla CO2 tutsalar da, kömürün tozu, pası, kiri bitmez. Kömürün temizi olmaz. Bu masallara artık çocuklar bile inanmaz, inanmayacak!

 

Başa Dön