Ucuz Kömür Masalı

Kömürden elektrik üretimine dair tartışmalarda ortaya atılan masallardan biri de ucuzluğu hakkındadır. Masalın bir yerinde, “Tamam temiz değil ama ucuz” der mutlaka kötü kalpli kömür lobicisi…

Kömürün külünü, atıklarını, çevre ve insan sağlığını hesaba hiç katmayan kömür lobisi, yıllardır kilovat başı/saat hesabı üzerinden bir ucuz kömür efsanesinden bahseder. Basit bir matematiksel hesapla kolaylıkla reddedilen bu efsaneyi, tüm doğruları görmezden gelip tekrar tekrar temcit pilavı gibi pişirip sunuyorlar. Aslında bu efsane, tam da verilerin eksik ya da çarpıtılarak ifade edilmesinden ibaret olan bir algı kampanyasından başka bir şey değil.

Özellikle 2000’li yıllarda giderek hızlanan teknolojik gelişmeler sayesinde, yenilenebilir enerji kaynakları, sadece dünyayı ve iklimi koruyan, düşük karbonlu alternatifler değil, artık dünyanın hemen hemen her yerinde en ucuz ve en güvenilir elektrik üretim yöntemi. Bunu sadece yenilenebilir enerji sektörü söylemiyor, dünyanın enerji politikalarına yön veren, tüm enerji sektörlerinden temsilcileri ile yakından çalışan Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) söylüyor.

“Yerin Dibini Kazacağına Başını Göğe Çevir”

IEA en son Ekim 2020’de yayımladığı World Energy Outlook 2020 adlı raporunda, güneş ve rüzgarın artık dünyanın en ucuz enerji kaynağı olduğunu açık bir şekilde ifade ediyor. Yıllarca yenilenebilir enerji konusunda yaptığı muhafazakar tahminlerle eleştirilen IEA’nın bu raporu, aslında artık dünya enerji sektörünün önde gelen şirketlerinin de kömürden ümidini tamamen kestiğini gösteriyor.

Keza yıllardır, başta International Renewable Energy Agency (IRENA) olmak üzere birçok uluslararası bağımsız analiz kuruluşu, kömürden elektrik üretiminin ekonomik olmadığını yaptıkları çalışmalarla çok daha önceden kanıtlamışlardı.

Yeni kurulan yenilenebilir enerji santrallarıyla elektrik üretimi, en ucuz fosil opsiyondan çok daha düşük maliyetli bir yöntem. IRENA’nın detaylı çalışması sadece yeni kömür gibi fosil yakıt santrallarını değil, mevcut olan kömürlü santralları da kapsıyor. Yani sıfırdan güneş santralı kurmak birçok senaryoda var olan kömür santralını çalıştırmaya devam etmekten bile daha düşük maliyetli.

“Ucuz Değil, Çağdışı”

Kömürden elektrik üretiminin, fiyat anlamında artık güneş ve rüzgarın yanına yaklaşması bile hiç mümkün görünmüyor. Sadece %34 termal verimlilikle çalışan, teknolojisi sanayi devriminden kalan kömüre karşın güneş ve rüzgar enerjisi, 21. yüzyılı temsil ediyor. Güneş ve rüzgar, hem üretim hem de depolama çözümleri konusundaki teknolojik ilerlemelerle, maliyetlerde fosil yakıtlarla arasını giderek açıyor. Bundan böyle bu aranın kapanmasını değil, sürekli açılmasını izleyeceğiz. Kömür başta olmak üzere, fosil yakıtlar hızla nostaljik ve çağdışı bir nesneye dönüşüyor.

Güneş santrallarında elektrik üretiminin maliyeti, 2010-2019 yıllarında %82 düştü, rüzgarda ise bu düşüş %40 oldu. Bir zamanlar çok pahalı, Akdeniz gibi daha az rüzgarlı iç denizlere kurulması ekonomik olarak zor görülen denizüstü (offshore) rüzgar santralları bile artık kömürden daha ekonomik hale geliyor, onların da maliyetleri sadece son 10 yılda %29 düştü.

Kömürden elektrik üretiminde maliyetler, giderek artan bakım maliyetleri ile çevresel ve sosyal maliyetlerin giderek daha fazla ekonomik hesaplara katılmasıyla; hava kirliliğini önlemek için getirilen filtre takma zorunluluğu gibi yeni yaptırımlar ve iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik karbon vergisi gibi mekanizmalar yüzünden artmaya devam ediyor.

“Devletin Bastonu Olmadan Ayakta Zor Duran Kömür”

Dünyada olmadığı gibi Türkiye’de de artık kömür ucuz ve ekonomik bir elektrik üretim kaynağı değil. Türkiye’nin mevcut kamu yönetimi ve enerji politikaları, doğrudan destekler, alım-garantileri, vergi destekleri ve kapasite ödemeleri gibi mekanizmalar altında kömür üretimini ve kömürden elektrik üretimini destekliyor. Uzun zamandır piyasa koşullarıyla desteksiz baş edemeyen kömür santralları, devletin teşvikleri ile ayakta duruyor. Hatta sektör temsilcileri, maliyetleri bahane ederek filtre gibi iyileştirme yatırımlarından da kaçıyor.

Kömür ancak devletin bastonuyla ayakta durabilir iken, dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de yenilenebilir enerji her geçen gün daha ekonomik bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor.

Uluslararası bağımsız düşünce kuruluşu Carbon Tracker tarafından yapılan ve Türkiye’yi de kapsayan araştırma da bu matematiği destekliyor. Çalışma, yeni rüzgar ve güneş santrallarının ülkemizde de kömürden daha ucuz olduğunu gösteriyor. Rapor, rüzgar ve güneş enerjisi maliyetlerindeki düşüş ve mevcut karbon ve hava kirliliği düzenlemelerine uyum sağlamak için gereken yatırımlar hesaba katıldığında, yenilenebilir enerjinin artık ülkemizde kömürden daha ucuz bir elektrik üretim kaynağı olduğunu ortaya koyuyor.

Analizin bulgularına göre Türkiye’de yapılması planlanan veya inşaat aşamasındaki 33 GW’lık termik santral 64 milyar dolara mâl olacak. Yani bu santrallarda bir 1 kWlık kurulum yaklaşık 2000 dolar tutacak. YEKA kapsamında ihalesi yapılan 1 GW’lık Karapınar güneş santralı ise teknoloji yatırımı ile birlikte 1.3 milyar dolara mâl olacak ki bu 1 kW başına 1300 dolar yatırım demek.

Bu resme bakarak, yenilenebilir enerji santrallarının ülkemizde de en ucuz elektrik üretim yöntemi olduğunu çok rahatlıkla görüyoruz. Üstelik yenilenebilir enerji kaynaklarının maliyeti her dakika daha da düşüyor.

Gördüğünüz gibi “ucuz kömür” kömür lobisinin bile inanmadığı ama toplumu inandırmak istediği bir mitten başka bir şey değil ve rüzgarın, kömürden daha ucuz olduğunu bilmek için ilkokul seviyesinde bir matematik yetiyor.

Başa Dön